…
Enteresandır, yazmayı bırakmaya bir ilaç prospektüsünü okurken karar verdi. Alerjik astımı nedeniyle ilaç kullanması gerekmişti. Prospektüste ilacın etken maddesinin yarılanma ömründen söz ediliyordu. Yazar farmakolojinin ne demek istediğini anlamamıştı, ama birden kendini görmüştü. Yazmaya başladığı sıralarda iyi bir yazar olacağına dair söz gelimi 1000 olan umudunun beş yıl sonra 500’e, birkaç yıl daha sonra 250’ye, sonra 125’e, daha sonra 62,5’e düştüğünü ansızın farketti ve bunun kaçınılmaz bir şekilde 31,25’e, derken 15,625’e, derken azala azala 0,48828125’e; 0,244140625’e hatta 0,0152581890625’e kadar düşeceğini, bunun bir sonunun asla olmayacağını, virgülün sağındaki basamakların ağırlığını veya solundaki tek bir sıfırın kavranamayacak kadar büyük boşluğunu taşımanın imkansızlığını anladı, o an kalemi bıraktı.
Bu, yazarın sonsuzluk fikriyle ilk yüzleşmesidir. Matematiğin dipsiz derinliğiyle birlikte sonsuz denen şeyin varlığını ürpererek hissetti ve bu kavramdan tümüyle vazgeçti. Hayatta derinleşmeye çalışmadan yaşamanın sonsuzun korkunçluğunu unutturabileceğine inanması ve yüzeyde kalmayı seçmesi, bine ikiye bölmesiyle başlayan basit bir hesap silsilesinin yarattığı sonsuzluk korkusunun doğal bir sonucu oldu.
…
Ayfer Tunç, Evvelotel_Saklı, Can Yayınları, İstanbul, Ağustos 2016, (Serim-Düğüm-Çözüm adlı hikâyeden, Sayfa 151-152)
![]()